GTranslate

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Who's Online

We have 21 guests online

J!Analytics

TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE UYGULAMAYA GEÇEN YENİLİKLER | Print |  E-mail
x

               Kısırlık nedeni ile yapılan başvuruların %50' sini erkek infertilitesi oluşturmaktadır. En sık nedenleri arasında kromozom bozuklukları (Anöploidi), gen mutasyonu, geçirilmiş enfeksiyonlar (kabakulak vb.), varikosel sayılabilir. Sadece semen analizleri spermin kromozom yapısı hakkında yeterli bilgi vermemektedir. Normal sperm analizleri ile kromozom hasarları tesbit edilemediğinden bu spermler kullanılarak yapılan denemelerde  gebelik elde edilemeyebilir. Bu nedenle sperm DNA fragmantasyonu infertil çiftlerde önem kazanmaktadır. Yardımcı üreme tekniklerinde de başarısızlığın önemli bir bölümünü spermin genetik yapısına bağlı bozukluklar oluşturmaktadır. Tüp bebekte DNA hasarlı sperm kullanıldığında; düşük gebelik ve tutunma (implantasyon) oranları, düşükler, yüksek genetik hastalık oranı ve anomalili bebekler elde edilmektedir.  Erkeklerde ileri yaş, sigara kullanımı, hava kirliliği, uzun seksüel perhiz süresi, testislerin anormal sıcak ortama maruz kalması gibi durumların sperm DNA’ sında hasarı arttırdığı gözlenmiştir. İnfertil çiftlerde erkeğin yaşının da sperm kalitesi için önemli olduğunu göstermektedir. İnfertil erkeklerde spermin genetik yapısına  bağlı bozukluklar fertil erkeklere oranla daha sık görülmektedir.

 erk

             Sperm DNA bütünlüğünü değerlendirmek için en sıklıkla kullanılan teknikler TUNEL ve SCD   testleridir.  Bu testle testislerden elde edilen spermin ejakulat spermine göre daha düşük oranda DNA hasarına sahip olduğu gösterilmiştir. Bu vakalarda ejakülat spermi yerine testiküler sperm kullanımı tercih edilmelidir. Yapılan bilimsel çalışmalarla testüküler spermlerle elde edilmiş gebeliklerin daha az düşükle sonuçlandığı gösterilmiştir.

             Ağır sperm faktörü olan vakalarda, tekrarlayan düşüklerde, birden fazla  başarısız IVF denemesi ve  nedeni açıklanamayan infertilite durumlarında, spermlerin seçilmesine olanak veren IMSI sistemi; blastosist evresine ulaşabilecek iyi embriyoların gelişimine de imkan vermesi yönünden bu alandaki yeni ve en önemli gelişmelerden birisidir.

               T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan yeni yönetmeliğe göre artık ülkemizde 34 yaş ve altı vakalarda ilk iki denemede tek, 35 yaş ve üzeri vakalarda ve üçüncü IVF denemelerinde en fazla iki embriyo transferi uygun görülmektedir. Dolayısıyla iyi kalite ve gebelik şansı yüksek embriyo seçimi için iyi kalitede spermlerin seçilmesi daha da önem kazanmıştır. Aynı zamanda elde edilen kaliteli embriyo sayısının artışıda IVF başarısının artışına katkıda bulunur. İyi bir stimulasyonun yanısıra uygun spermlerin seçilmesiyle birlikte oositlerinde aktivasyonunu sağlamak gerekir. Dolayısıyla döllenme oranı artacaktır.

             Akrozom reaksiyonu spermin yumurta ile temasının hemen arkasından ortaya çıkan bir olaydır. Bu olayın, daha sperm oosit çevresine temas edip fertilizasyon başlamadan gerçekleşmesi gerekir.

              Kafein, pentoksifilin gibi fosfodiesteraz inhibitörleri laboratuvarda semene eklendiklerinde, hücre içi cAMP düzeyini, glikozisi ve ATP yapımını arttırmaktadırlar. Bu maddeler motil sperm oranını yükseltmekte ve aynı zamanda canlı ama nonmotil spermatozoalarda motiliteyi de başlatmaktadırlar. Bunların dondurulup-çözünmüş sperm motilitesini uyardığı da gösterilmiştir.

             Akrozom reaksiyonunu başlatan esas uyarı, kalsiyumun hücre içine girmesidir. Progesteronun, spesifik membran reseptörleri aracılığıyla klor kanallarını açmak suretiyle kalsiyumun hücre içine girişini arttırarak kapasitasyon ve akrozom reaksiyonunu uyarıcı etkisi vardır. Progesteron sperm kalitesini arttırmak amacıyla sperm hazırlama mediumları içinde kullanılmaktadır İşte spermin akrozom reaksiyonuna girebilme durumunu değerlendirecek testlerin temelinde de kalsiyumun hücre içerisine akışını sağlayacak iyonofor A23187 ya da progesteron gibi ajanlarla kalsiyum girişinin uyarılması bulunmaktadır.

             Kalsiyum iyonofor kültür medyumlarında rutin olarak bulunmamakta, seçilmiş hasta grupları için özel bir teknikle kültür medyumlarına eklenerek oositlerin aktivasyonu sağlanmaktadır. Böylece yüksek oranda döllenme elde edilebilir.  Klasik IVF medyumlarıyla daha önceden hiç döllenme elde edilememiş hastalarda bu yöntemle başarıya ulaşılabilir.

            Tüp bebek uygulamalarında embriyoların doğala en yakın ortamda gelişmelerinin sağlanması esastır. Bu yapay ortamların arasında Endometrial Co-Culture ortamı embriyoların transferden önce içinde gelişebilecekleri en güvenli sistemdir. Bu sistemin en büyük özelliği embriyo ve endometrium arasındaki ilişkinin birebir taklit edilmesidir. Anne adayından alınan uygun miktarda endemetrium dokusu laboratuvar ortamında geliştirilerek döllenen yumurtalar ve bu doku yine laboratuvar ortamında biraraya getirilmektedir.

            Endometrium dokusu embriyonun gelişimi için pek çok büyüme faktörü salgılamaktadır. Bu büyüme faktörleri gelişmekte olan embriyoların kalitesini yükseltmekte, dolayısıyla gebelik şansını arttırmaktadır.

 

Merkezimizde iyi seçilmiş hasta gruplarında yıllardır başarıyla Co-Culture uygulaması yapılmakta özellikle kötü kalitede embriyo gelişen ve  birden fazla başarısız IVF denemesi olan hastalarımızda oldukça yüksek oranlarda gebelik elde edilmektedir.

 

 

 

 
RocketTheme Joomla Templates